Tek Kanatlı Kuş

Tek Kanatlı Kuş
Demir, George Nathan’ın “ Aşk, bir çok kişi tarafından yaşanan, ama çok az kişi tarafından keyifle sürdürülebilen bir duygudur.” sözünü hatırladıkça hayatının anlamsızlığının soğuk bir rüzgar gibi yüzüne çarptığını hissediyordu. Aslında bu söz Demir’in aşk hayatının özeti gibiydi.
Elinde olan şeyin kıymetini bilememişti. Tabii ki yaşadığını o anda fark edemezdi. Çünkü yara sıcak iken pek de acısı hissedilmez. Yıllar sonra bu yaşadıklarının karşısına çıkacağını söyleseler, söyleyen kişilere ya okkalı bir küfür sallar ya da güler geçerdi. Nedeni çok açıktı. Her şey yolunda olmasa bile güzel görünürdü. Tıpkı çürük elma gibi. Dışı ne kadar güzel olsa da içten içe çürür.
Demir ile Aslı bir sohbet anında çok yakın olduklarını hissettiler. Bu yakınlıklarını birleştirmek için birinin adım atması gerekirdi. Bunu yapacak kişinin Demir olmayacağı çok açıktı. Çünkü Demir bulunduğu ortamda insanlarla sohbet etse bile bunu ilişkiye çevirecek kadar cesur değildir. Bunun nedeni aslında o zamana kadar hiç kız arkadaşı olmamasına bağlı olan bir durumdan değil. Yetiştiği ortamın bu tür şeylere uzak olmasıydı.
Demir, hayatı boyunca insanlarla içli dışlı olmamış ve kendisiyle aynı düşünen biriyle karşılaşmamıştı. Küçüklüğünden beri çok utangaç biriydi. Hatta iki gün boyunca misafir olduğu amcasının evinde yemek dahi yememişti. Böyle olmasının bir nedeni de sevgiden mahrum büyümesidir. Bu sevgisizlik zamanla içinde bir boşluk oluşturur. Bu boşluk onu her geçen gün biraz daha yalnızlaştırır. Yalnızlık onun için artık vücudunun bir uzvu gibidir. Hayatına birini alsa, yalnızlığa haksızlık edeceğini onu inciteceğini düşünür. Böyle bir insanın birine kendini açması veya bişeyler paylaşması hayal bile edilemezdi.
Aslı mi? Aslı, hayat dolu ve yaşadığı her anın değerini bilerek yaşayan biri. Bulunduğu her ortamın gözdesi. Yalnızlık mi? Yalnızlık Aslı’nın lügatinde olmayan bişey. Hayatında olan kişilerin onu mutlu etmesini değil, onunla beraber mutlu olmasını isteyen biri. Her an herkesle mutlu olmaya çalışan yalnızlıktan nefret eden biri. Mutluluğun ayrıntılarda olduğuna inanan biri. Ölüm dışında her daim mutluluğa inanan biri. Öyle ki gittiği her yere mutluluk götüren biri.
Demir, ise gittiği her yere umutsuzluk götüren biri.
İki zıt kutup ve tek hayat.
Sohbetin üzerinden günler geçtikçe birbirlerini daha çok arayıp, daha sık buluşurlar. Adeta konuşmak ve buluşmak için bahane ararlar. Sık sık buluşmalarına rağmen Demir, Aslı’ya açılmaz. Bunu fark eden Aslı, Demir’e açılır.
Mutluluk ve mutsuzluklar başlar.
Mutluluk, Aslı’nın Demir’in hayatına girmesi!
Mutsuzluk ise Demir’in Aslı’nın hayatına girmesidir.
Artık roller değişmiştir.
Aşk için şarin dediği gibi “Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir, ama aşktan…. hayır.”
Aslı, Demir’i yalnızlığından kurtarırken, kendisi yalnız kalmıştır. Demir’in daha önce hiç sevgilisi olmadığı için Aslı’ya nasıl davranacağını bilmediğinden yapması gerekeni yapmaz, yapmaması gerekeni de yapar. Ve bu Aslı için kabus dolu günlerin başlangıcı olur.
Aslı’nın aşkı ateşten bir parça gibi, Demir’in önce ruhunu, sonra da bedenini ısıttı. Demir, her geçen gün yalnızlıktan kurtulduğu için biraz daha mutlu yaşadı.
Demir’in unuttuğu şey şuydu, aşk karşılıklı bir sevgidir. Tek kişinin ayakta tutacağı bir şey değildir.
İnsan, bulunduğu ortamda bazı şeylerin farkına varamaz. Demir de gözleri kör bir şekilde bu aşkın sonsuza kadar süreceğini düşündü. Tek kanatlı kuşun eskisi uçacağını düşünen ahmak gibi.
Aslı, kendisini her geçen gün mutsuzluğa sürükleyen bu ruhsuz adamdan biraz daha soğudu. Demir, adeta Aslı için bir zaman kaybıydı. O bu zaman kaybının farkındaydı.
Ama Demir’in durumu kurbağanın durumuna benzer. Kurbağayı soğuk bir suyun içine koyup, yavaş yavaş ısıtırsanız, kurbağa bunu fark etmez. Zamanla bu durum hoşuna gider. Ama belli bir süre sonra kurbağa haşlanarak ölür.
Aslı, Demir’den ayrıldıktan sonra Demir bunun hayatına bu kadar etki edeceğini düşünemedi. Hatta bir süre iyi olduğunu ve her şeyin daha güzel olduğunu düşündü.
Fakat zaman geçtikçe bu işin kurbağanın haşlanması gibi Demir’i yavaş yavaş ölüme götürdüğünü gördü. Demir, bunu fark ettiği zamanda iş işten geçmişti.
Ne eskiye dönmek mümkündü ne de sıfır noktasına. Çünkü Demir mutluluğun nasıl bişey olduğunu görmüştü. O yüzden de Aslı’dan önceki hayatı yaşaması da mümkün değildi.
Çünkü insan mutsuzluğu ancak mutlu olduktan sonra tadar.
Demir, hayatın ağırlığını ve acısını unutturacak tek şeyin “aşk” olduğunu anladığında yolun sonuna gelmişti.

Cevher Kızıl
Toplam içerik: 6

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön