Aşk ve Kadınlara Dair

Nasıl ki dişi karınca birleşmeden sonra üreme amaçları için artık lüzumsuz, hatta tehlikeli hale gelmiş olan kanatlarını kaybeder, bir kadın da bir veya iki çocuk doğurduktan sonra güzelliğini büyük bölümü itibarıyla kaybeder ve muhtemelen aynı sebeplerden ötürü…

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise, onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek, akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında….Fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar, bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar.
Kadınların mizacından, doğalarının en derinlerinde her şeyi erkeği elde etme aracı olarak görme temayülü kökleşmiştir ve başka herhangi bir şeye alakası her zaman asılsız, taklidi bir alakadır, esasen amaçlarına ulaştıracak, yosmalık, yapmacık ve kandırmaca dan müteşekkil dolambaçlı bir yoldan başka bir şey değildir.
Genel olarak kocasına düşkün olmayan bir kadın ondan sahip olduğu çocuklara da sevgi duymaz.
Sahiplenme olmaksızın aşkının karşılık gördüğünü bilmek bir insan için teselli değildir.

Eğer bir erkek ve kadın karşılıklı, sürekli ve kararlı olarak birbirlerinden hoşlanmaz ise, bu onların dünyaya sadece kötü biçimde teşekkül etmiş, uyumsuz ve mutsuz bir varlık getirebileceklerine işaret eder.
( ülkemizin bu kadar mutsuz ve birbirlerinden nefret eden bir neslin meydana gelmesi bununla ne kadar ilgili. Birbirlerini sevmeyen sadece beraber olmak zorunda kalan bir nesilden mutlu bir nesil çıkması mümkün değildir. Eğer birbirlerine katlanmak zorunda kalmadan birbirlerini seven bir nesil olsaydı ülke daha yaşanılır ve güzel bir ülke olabilirdi. Ama bu nesil bizden çok uzakta hatta bizim için ütopik…)

Herkes bir başka kimsede kendisinin mahrum olduğu mükemmeliyetleri arzu eder ve kendisininkinin tersi olan kusurları güzellik olarak düşünür.

( Etrafımıza baktığımızda birbirlerine yakıştırmadığımız çiftleri görünce bu nasıl olur diye düşünürüz. Ama herkes kendi zıddını arzu edip onu ister. Bu arzu bazen onun her ortamdaki rahat tavrı olabilir  veya kendisini rahat ifade etmesi veya kendisinin yapamadığı herhangi bir şey olabilir. Bu şeyi gördüğü zaman onun için o mutlaka beraber olması gereken kişi olur. Ve onu elde etmek için bütün zorluklara ve olmadık şeylere katlanıp ona ulaşır. Mutlu olup olmamak önemli değildir. Önemli olan onunla zaman geçirmektir. Onun için zamanın bir önemi yoktur. Onun için önemli olan sadece o anın mutlu bir fotoğrafıdır. )

Evlilikte aranan şey, zihni-fikri bakımdan hoşça vakit geçirme değil, çocukların dünyaya getirilmesidir. Zira evlilik bir kafa birlikteliği değil, çocukların dünyaya getirilmesidir. Eğer bir kadın bir erkeğin aklına vurulduğunu söylüyorsa, bu ya boş ve gülünç bir iddia ya da yozlaşmış bir mizacın mübalağasıdır.

( Evlilikte aranan şeyin sadece dünyaya çocuk getirmek olduğu bir ortamda mutlu ve huzurlu bir bireyin dünyaya gelmesi beklenemez. Eğer olay bu kadar basitse o zaman sperm bankalarından faydalanılarak çocuk sahibi olunur. Ama mutlu ve huzurlu bir birey isteniyorsa evlenen iki kişinin öncelikle birbirlerini sevmesi ve saygı duyması gerekir. Eğer bir ailede saygı ve sevgi varsa burada yetişen bireyinde çevresine saygı ve sevgi duyması beklenir. Aksi toplumda birbirini anlamayan birbirine tahammül etmeyen ve kendisinden başka kimsenin fikrine saygı duymayan bireyler yetişir.)

İkiyüzlülük yahut riyakarlık kadınlarda doğuştandır ve nerede ise kurnaz kadının olduğu kadar ahmakların da ayırt edici özelliğidir.

( Bu düşünceye katılamam. Ama bizde çocuk yetiştirilirken, erkek çocuklara sınırsız özgürlük verip,  kız çocuğunun yaptığı her şeye sansür uygulamak, kız çocuklarında böyle bir durum ortaya çıkarır.)

Kadınlara aşırı saygılı davranmak tek kelime ile gülünçtür ve böyle bir şey bizi onların gözünde küçük düşürür. Tabiat, insan soyunu iki parçaya böldüğünde, çizgiyi tam ortadan çekmemiştir.

( Bu zamanda kadınlara iyi davranmak nedense, kadınların gözünde kötü bir imaj bırakmaktadır. Genelde kendilerine kötü davranan tiplerin peşinde koşarken, iyi davranan adamlara kötü davranmaktadırlar. İyi davranan adamlarla genelde sevgili değilde, dertlerini dinleyen ve kötü günlerinde yanlarında olmalarını isterler. )

SCHOPENHAUER
Cevher Kızıl
Toplam içerik: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön